Skip to content

Arz ile Talep

- “Badem, ne kadar güzel bir uyum sergiliyorsunuz taze olduğundan gereksiz yere şüphe ettiğim kuruvasan ile birlikte…”

Yerel esnafı desteklemekten çekinmeme sebep olacak kadar sert bir kenarda durma isteği var bugün içimde.

Tekrar yüzyüze gelmek istediğim çiçeklerin yaprakları altındaki masanın dolu olduğunu farkedince hemen ilerideki bu köşede oturmayı tercih ettim. Dönülen ile oturulan arasında bir farklılık olduğu kesin. Kalabalık bir yerin jeopolitik önemi olan bir konumunda oturmak insana kendini daha bir güvende hissettiriyor tabi…

- “Yapraklarının altındaki masada oturanlar az evvel kalktılar.”

Reçel kavanozunun suskun dikiliyor olması, geçen sefer ki kahvaltıyı düşününce garip doğrusu. Wilkin ve Oğulları’ nı tereyağından ayırmamam gerektiğini biliyordum. Sipariş esnasında da düşünmüştüm aslında. Gerçi olmayan nane aromasıyla arasında son anda gerçekleşen bir takasın mahsûlü zaten.

- “Önsezilerime güvenmeyi artık öğrenmeliyim.”

Az kalsın uzun, saplı cam bardağın soğuk ve itici hali ile değişmek durumunda kalacakken son anda yırttığım için olsa gerek gözüme biraz daha farklı görünüyor iri yapılı fincan. Üzerindeki köpükten eser kalmamış kahveye uzanırken aklımdan köpüğün günden güne azalan ilgisine karşı bir takım savlar geçiyor.

Uzun kaşık fincanın yanında hiç de işlevsel durmuyordu zaten. Üzerindeki kahve damlasıyla, göğsünden vurulunca masanın altına doğu uzanıp kalmış, italyan parlak takım elbiseli genç bir adammış gibi görünüyor. Yarasına bastıracak bir eli olmaması ne kadar da kötü olmuş.

Bugün aynadan yansıyan fotoğrafların yerini tavandan sarkan bordo abajur almış gibi. Gündüz mesaisinde çalışan lambalar hep daha farklı gelmiştir aslında. Dış görünüşerinden başlayarak daha farklı bir misyon üstlendikleri ortada sanırım. Kaşığın fincanın hemen yanıbaşında ölümünü dahi aydınlatamamış olmaları başka bir konu elbette. Hem de gündüz gözü!

- “Hayır, garsonun geçerken masaya ve üzerindekilere bakması görevini yapıyor olduğundan başka birşeyin işareti olamaz.”

Geçen sefer gereksiz yere masanın üzerinde yatan çakmağımı bugün unuttuğum yeri anımsayınca, yine gereksiz yere kenarda duran gri plastik saplı anahtarı ve arabam ile çakmağım tarafından getirildiğim tezgahı çözüyorum. Hiç olmazsa biraz daha cana yakın birini, mesela o küçük gözdeki şekerleri kullanabilirlerdi. Hem biraz hoşuma gidebilirdi, hem de çakmağımı aldatmak durumunda kalmamış olabilirdim.

- “İçtiğim kahvenin soğukluğu gitmem gerektiği konusunda neden bana baskı yapıyor bilmiyorum.”

Fotoğrafların ilgi çekemeyecek yoğunluğundan istifade aynadan yansıyan parçalardan bir kaçının canlılığı ilgimi çekiyor ancak yansımalardan ziyade asıllarıyla ilgilenmek çok daha isabetli görünüyor.

Reçel kavanozu, bugünkü hamurişinin katlinde bana eşlik eden suç ortağım bıçak, fincan ve göğsündeki kanı kurumaya yüz tutmuş uzun kaşık kenardaki tepsinin üzerinde tepkisiz duruyorlar. Ya çiçeklerin teklifini reddetmemden dolayı bana kızgınlar ya da bugün bir hayli geveze oluşumu saygıyla kabullenip dinlemekle yetiniyorlar.

- “Kahve soğuk olduğunda bir yudumda içip bitirmek daha kolay oluyor.”

Paylaş/Sakla

Hadi birşeyler söyle.

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz.Valla! * olarak işaretli yerlerin doldurulması mecburi olup, gereği bilgilerinize arz olunur.
*
*