hiç yürüyemedik ıslak kaldırımlarda
yıkanamadık İstanbul’umun yağmurlarında
belki de bu yüzden her yağmurda ağlarım
belki de bu yüzden
hangi yağmurda ıslansam sen kokar saçlarım
Paylaş/Sakla
hiç yürüyemedik ıslak kaldırımlarda
yıkanamadık İstanbul’umun yağmurlarında
belki de bu yüzden her yağmurda ağlarım
belki de bu yüzden
hangi yağmurda ıslansam sen kokar saçlarım
Paylaş/Sakla
koş.
kaç koşabildiğince,
nefes nefese ve ter içinde;
sırıl sıklam.
hep onun yüzünden..
Paylaş/Sakla
- “Badem, ne kadar güzel bir uyum sergiliyorsunuz taze olduğundan gereksiz yere şüphe ettiğim kuruvasan ile birlikte…”
Yerel esnafı desteklemekten çekinmeme sebep olacak kadar sert bir kenarda durma isteği var bugün içimde.
Tekrar yüzyüze gelmek istediğim çiçeklerin yaprakları altındaki masanın dolu olduğunu farkedince hemen ilerideki bu köşede oturmayı tercih ettim. Dönülen ile oturulan arasında bir farklılık olduğu [...]
Gün gider, gece çöker ve sessizlik doğar doğasından karanlık odana.
Sonra yine gün olur, ayar sahip olamadığın düşlerin kahrına; bir de utanmadan sabah dersin adına…
Paylaş/Sakla
Koşarak kaçamadığımı anladığımdan beri alışmaya çalıştığım sesler ile beraber yürümeye çalışıyorum. Ayakkabı numaramın büyüklüğünü saklamak istermişçesine bir sıkıntı var hantal adımlarımda.
Önümdeki aynadan bir takım fotoğraf parçaları yansıyor, bakıp bakıp tahmin etmeye çalışıyorum gerisini.
Sağ kulağımın içi ile sağ elimin ortadaki üç parmağının üst tarafları feci bir halde kaşınıyor. Taze hamurişi ile ikram edilmiş tereyağı ve reçeli [...]
Çek kopar kolumu, sonra kulaklarımı. Unutma gözlerimi ve bacaklarımı.
Al götür bende ne varsa hepsi sende olsun.
Sen dolan bende sensiz bir işe yaramaz hiç biri.
Paylaş/Sakla
anlat.
ki çözülsün duvarlara konuşan dilim; görsün günü, boşluktan başka görmeyen gözlerim.
vur kafama, kır kemiklerimi, anlat.
ki çözülsün buz mavisine donan düşlerim; görünsün buğulu camlarda güneşim.
anlat.
O’nu gör, Ben’i dene, Sana anlat.
Paylaş/Sakla
Giderek yükselen makosen topukların çini zeminde çıkardığı sesler gözlerini diktiği tavandaki delikleri saymasını keserek, dikkatinin dağılmasına sebep olmuştu. Fazla geçmemişti ki üzerindeki pasa rağmen hala daha büyük bir başarıyla işlevini sürdürebilmesini altın oran kanunu çerçevesinde tasarlanmış olmasına bağladığı metal pencere açıldı.
Açılan pencereden içeri önce soğuk girdi, peşinden “renkli olsa kesin buz mavisi olurdu” diye düşündüren [...]
Uyandığında ağız dolusu şükürler ediyordu, tüm yaşadıklarının bir rüya olmasına ve yattığı yerde sırılsıklam olmuş olmasına aldırmadan şükrediyordu.
Kolundaki saatine bakıp bir çırpıda üzerindeki hafif yorganı bir kenara atarak yatağından fırladı. Üzerindekileri çıkarıp, duşa girdi. Suyun sıcaklığını iyice arttırıp, kolları beyaz fayans kaplı duvara yaslı vaziyette dakikalarca bekledi. Gözlerinden sert, soğuk zemine ağır çekimde düşen tüm [...]
- “Müsaade edebilir misiniz?”
Biz kim? Kaç kişi görünüyor olabilirim ki? İçimde durmadan konuşan gevezeyi de kastediyorsan eğer; o zaten her yere benim ile birlikte hareket ettiğinden sadece tekil şahıs zamirleriyle hitap edilmeyi tercih ettiğimi söyleyebilirim. Hem müsaade edebilirim elbette ya da en azından bunu yapabilecek kabiliyette olduğumu düşünüyorum. Ancak asıl meselenin müsaade etmeyi isteyip istemeyeceğim [...]