Ne diyeceğimi bilmeden ama kısmi bel ve boyun ağrılarımın sebebi olduğunu düşündüğüm taşların bir kısmını eteğimden döküp kaybolmak istediğimi bilerek, kim bilir kaç kalp kadar temiz sarı çerçeveli bu kutunun başlamak için en uygun bulunmuş köşesinden başlayarak yazıyorum.
Detaylar hakkında fazla düşünmeden devam etmenin şu an için bir kısım sağlığıma iyi geleceğini farzedip buna uygun [...]
Benim de bugün bir derdim var. Bağcıklarım çözülmüş onları bir bağlayayım diyorum.
Beni terketmiş bulunan o çürük parçamın yok olmadığı ve aslında daha ön plana çıkmış hislerim ardına sindiği konusunda hiç bir şüphem yok aslında ama yine de bunun için yapabileceğim, yapmak istediğim bir hareket olduğunu da sanmıyorum.
Kaç kurtul diyor şarkıda. Üstüne bir de tüm çekincelerimin [...]
Şimdilerde, elektrik ile iş görebilen alet edevatın bir çoğunda, prize olan bağımlılığın biraz olsun üstesinden gelebilmek adına enerji depolama elemanları kullanılmakta. Bu elemanlar parmaklarını soktukları prizden aldıkları enerjiyi mümkün oldukça uzun süre boyunca saklayarak cihazımızın ömrüne ömür katmak amacındadır sanırım.
Her ne kadar insanlığımızın hizmetine sunulmuş nimet oldukları kabul edilmiş olsa da kaz gelecek yerden esirgenme [...]
Evet, benim de bir arkadaş var ve o da yani.
Pek tanımam etmem, kronolojik bağlamda yani. Doğum günü falan hatırlanır artık, adetten oldu resmen götümüze. Neyse işte o da dediğim gibi yani.
Yani, tanıyorum huyunu suyunu, bir çok yanını ve tahmin ediyorum en çoğunun henüz mahrem kaldığını. Yani misal, az evvel de söylediğim gibi, üzerimde bir hayli [...]
evet, bazen ciddi ciddi kadar Ewan McGregor kadar ünlü olup, kankaları toplayıp sponsor firmanın temin ettiği iki tekerli şeytan icad makinalarla uzun yolculuklara çıkmanın keyfine varabilmeyi hayal edebilecek kadar kaybedebiliyorum kontrolünü.
Paylaş/Sakla
Hah! Ne diyorduk? Aslında kızıl turuncu olması gereken güne bakınca insanın içinden “yine bir patatesli ve bol soğanlı Pazartesi gününde daha beraberiz” diye söze giresi geliyor insanın.
En kral yerdeyim bugün. Biraz dolanıp da girdiğim kahvecide siparişimi verdikten sonra kısa bir süreliğine de olsa bulunduğum yerde asılıp kalmama sebep olabilecek şeyler var kafamda. Hani karşında duran [...]
hiç yürüyemedik ıslak kaldırımlarda
yıkanamadık İstanbul’umun yağmurlarında
belki de bu yüzden her yağmurda ağlarım
belki de bu yüzden
hangi yağmurda ıslansam sen kokar saçlarım
Paylaş/Sakla
Parmaklarım tutturmayı başardığımı sandığım aralıklardan bir bir kayıyor.
Nefesimi tutup son bir kez bırakmak geçiyor içimden; henüz zamanı değil umuduyla saklıyorum son kurşununa bakan bir asker edasıyla.
Topuklarımdan yukarı yavaş yavaş içimi kaplıyor düşme güdüsü.
Gözlerimi kapatıp dik ve sağlam durma emri veriyorum tüm eklemlerime. Uçurumun karanlığında kaybolmuş bacaklarım isyan edip, çekiştiriyor.
Işık yerini düşüşün ağırlına bırakırken bir bir [...]
hava soğuk ve soğuk olduğu kadar da yağmak ve yağmamak arasında gidip gelen bir kararsızlık içerisinde. üstelik bir hayli de karanlık. bu yüzdendir ki sabahın körü itibariyle geç kalarak uyandığım anlardan bu ana kadar içimde hep bugünün salı olduğu ile alakalı kahverengi düşler dolanıyor gözlerim önünde. ara ara tırsmıyorum dersem fena halde yalan olur.
enteresan anlar [...]
yine yarım kaldı işte.
belki de hayatın hep yarım kalmaya programlıydı da sen bilemedin.
yaşadıkların yarım yamalakmış sanırım önce; belki öteki yarısı ne demekti hiç görmediğinden, belki de görüp de yeni yetmeliğin verdiği heyecana yenik düşüp oralı olmak dahi istemediğinden, bil(e)medin. kim bilir ne herzeler yedin..
sonra gün oldu, dedikleri gibi devran döndü. döndü ve göründü.
görünmekten ne kadar ileri gitti? tahmin [...]